Sofranın herşeyi yerli yerinde. Rakı şişesi , su, buz, mezeler. Ve çalgıcılar.
Rakı şişesi benim, mezeler ise muhabbetimiz. Su sensin ve buz ise sevgimiz. Çalgıcılar ise çevremiz. Onlar çalar biz söyleriz. Zaman zaman onlara eşlik eder, hepberaber söyleriz zaman zaman içten söyleriz. Kimi zamanda istemeyiz onları, eşlik etmez kalkıp oynamayız.
Rakı saftır, su aziz. Safta içilir, hemde çok kolayca. Safın içine azcık buz koydun mu olmaz hep birşeyler eksik gelir. Su ile tamamlamak gerekir. Buz payına göre doldurursun bardağı su ile. İşte o zaman bildiğimiz görüntüsü ile rakı çıkar ortama, işte içimi en güzel en rahat en keyifli olanıdır. Ama bazen suyun olmaz, safça içersin onu. İçinde buz parçacıkları ile, rakı bulanmıştır artık, suyu arar olmuştur. İşte saf içmenin de tek kötü yanı odur, acı olur zorlanırsın yutkunur iken. Meze de bitmeye başlarsa artık o sofradan kalkma zamanı gelmiştir, o saatten sonra çalgıcıların sesi davul olur kafa şişirir. Önemli olan limitlerini bilip sofraya oturmaktır, körü körüne sarhoş olup, tek başına kalkmamalı masadan.
Etiketler: iç şarabı sik arabı, içki sofrasına meze olmak, rakı, turkish delight, şerefe
Etiketler: aşk, berlusconi, chuck norris, obama, zenci
bu formspring saçma bir şey ama üye olmuşsun, saçmalığın bir parçası olmuşsun diyebilir miyiz ?
selam kızlar.
Artık hiçbiriniz o büyülü sözü söylemiyor biliyorum, "Benimle çıkar mısın ?" bu kutsal sözü kullanmıyorsunuz. İşte aman dışarı çıkalım bir iki anlaşalım hoşlaşalım, tensel-cinsel çekim hoop ardından öpüşür koklaşırız filan. Sonra herkese sevgilim ya demeye başlarsınız o zaman resmiyete dökülür. Ulan eskiden güzel bir kızdan hoşlanır gider "konuştuğun var mı ?" diye sorardık. Şimdi hayatınız sanal araçlar olmuş. Gerçi amaç aynı, kaygan zeminde ileri geri yapmak. Sizi gidi küçük tamagoçiler. Şimdi size bir kıyak yapacağım, değişik bir yöntem önereceğim size, iyi okuyun.
Öncelikle bir facebook hesabına ihtiyaç duyulmaktadır. Hesabınızı açıp, gerekli ayarları yaptıktan sonra arkadaş listenizi kurmaya başlayınız. Tanıdığınız, tanımadığınız kızlara/erkeklere arkadaşlık teklifleri yapılır. Listede belli bir sayı tutulduktan sonra, info (hakkında) kısmından edit(özelleştir) seçilir. Bu alt menüden relationship status (ilişki durumu) kısmına gelip "in a relationship with (.. ile ilişkide) seçilir. Hemen altında çıkan kutucuğa a harfinden başlayarak listenizdeki potansiyel sevgili adaylarının isimleri yazılır. İlişkinizin başlayabilmesi için karşı tarafın onaylaması gerekmektedir. Şayet onaylanırsa artık sizinde bir sevgiliniz vardır, hayırlı olsun.
Denenmiş, başarısız olunmuş bir yöntemdir. Belki sizde tutabilir.
not: parantez içlerindeki türkçe karşılıkları sallamış bulunmaktayım, gelinim sen anla.
Geceyarısı blog kuşağı servisinde 2 yazı birden serisinde şimdi sıra Çıplak Kral'da. Hepimiz biliriz değil mi bu hikayeyi, bilmeyen arkadaşlarımızın zaten bu yazıyı okuma şansları olduğunu sanmıyorum zira "Ali" "Topu" etiketlerinin sonundaki o "Tut" etiketini hiç öğrenememişler yazık. Itır'ın her gece pekmezli sıcak süt içtiği bile bilmiyorlardır. Hikayemizin en iyi yardımcı oyuncusu olan o çocuk, Kral'ın çıplaklığını tüm halka haykırıyordu. Ana fikir ise doğrudan Kral'a ve üçkağıtçı adamlara dönüyordu. Ya Kral olucaksın, yada Kralcı fikrini benimsetiyordu. Sakat hikayeydi. Konu orada bitiyor başka öğüt verici hikayeler ile devam ediliyordu. Ama kimse o çocuğa ne olduğunu merak etmiyordu. Hani tamam Kral çıplaktı halkın karşısına çırılçıplak (saflık ve natürelliği değil de angutluğu temsil ediyordu alt metin okuyamayan arkadaşlar için tercüme ettim.) çıktıktan sonra olanları hiç mi merak etmedik ?
Ya o Kral'ın pipisi küçüktüyse ? Düşünsene adamın yaşadığı utancı, ya gidip sarayın (Sinop) burnundan kendini (Kara) denize atıcaktı, yada tüm halkı kılıçtan geçirecekti. Veyahut Merlin'i çağırıp herkesin hafızasını sildirecekti. Alternatif son için Heroes dizisindeki Haititili yer alıyor. DVD'de mevcut.
Ya o Kral'ın pipisi büyüktüyse ? Tüm heybetiyle halkı selamlayan o kamaşullahın özgüveni ile hep çırılçıplak dolaşmaz mıydı ? ilk savaşta oku çıplak vücuduna yiyip, Breaveheart'a göz kırpmaz mıydı bu senaryo.
Hiç düşünmedik, neden önümüze konan pilavı yiyorduk. Ama sarayın papazı o pilavı her gün yemezdi bunu da hiç düşünmedik. Ah benim aptal kafam, ah.
